Ah, bu kura çekimleri... Hep aynı hikaye: Toplar döner, heyecan başlar ama öncesinde kulisler, fısıltılar, talepler havada uçuşur. Beşiktaş'ın eski yöneticilerinden, camianın tanınmış simalarından Serdal Adalı da, işte tam böyle bir "kura öncesi" atmosferde, sahneye çıktı ve yine bildik bir senaryonun perdesini araladı. Zannedersin ki sadece topları çekeceğiz, ama ne talepler, ne ricacılar var işin içinde.
Adalı, açıklamalarıyla aslında pek de şaşırtmadı bizi. Hani olur ya, sizin bir şikayetiniz vardır, başkası da aynı dertten muzdarip çıkınca bir rahatlarsınız. İşte Serdal Bey de tam o modda, "Bizim talebimiz vardı ama durun, durun! Yanlış anlaşılmasın, sadece biz değiliz! Komşumuz Galatasaray'ın da buna benzer bir talebi varmış," diyerek topu biraz ortaya atmış. Kim bilir, belki derbi tarihi, belki deplasman kısıtlaması, belki de "Rakiplerimiz topuklu ayakkabı giysin, koşamasın" gibi absürt bir şey istediler, biz bilemeyiz tabii. Ama anlaşılan o ki, talepler havada uçuşmaya devam ediyor, kura çekimi de bir nevi "talepler masası"na dönüşüyor.
Şimdi bu açıklamanın alt metni nedir derseniz, aslında çok basit: "Bakın, biz bir şeyler istiyoruz diye eleştirmeyin, herkes istiyor!" mesajı var burada. Futbol bu, sadece yeşil sahada dönmüyor olaylar. Masada, kulislerde, kura çekimi öncesi mikrofon başlarında da dönüyor. Demek ki neymiş? Toplar torbaya girmeden önce, ağızlar açılıyor, talepler sıralanıyor. Biz de ekran başında, "Hayırlısı olsun," derken, aslında bambaşka pazarlıkların gölgesinde izliyoruz çekimi.
Eee ne diyelim, kuralar çekilir, dilekler tutulur, talepler bazen karşılık bulur bazen "bir dahaki sefere" kalır. Ama Serdal Adalı'nın bu "komşu da istiyormuş" çıkışı, bize bir kez daha gösterdi ki, Türk futbolunda kura demek sadece top çekmek değil, aynı zamanda minik diplomatik girişimlerde bulunmak demekmiş. Hadi bakalım, hayırlı kuralar! Ama önce o talepleri bir masaya yatıralım değil mi?