Ee, ne diyorduk? Fenerbahçe'de transfer dönemi demek, bol drama, heyecan, umut ve genellikle sonunda bir 'eyvah' sesi demek. Yine sahne hazır, perde açıldı ve başrolde Milan Skriniar var. Hani şu bizim Inter'den kapmaya çalıştığımız koca adam... Belli ki bu işin de suyu çıkmaya başladı, kokusu Fenerlilerin burun direğini sızlatıyor, 'yine mi olmadı' homurtuları şimdiden duyulmaya başladı.
Şimdi efendim, dedikodulara göre (ki bu dedikodular genelde doğru çıkar, biz kahve köşelerinde neler biliriz), Skriniar amca Inter'le o beklenen sözleşmeyi bir türlü yenileyemeyince, bizim PSG'li 'abi'ler hemen devreye girmiş. Paris Saint-Germain, cebindeki cüzdanı açmış, 'Gel babacım, bizim burada bol para var, Şampiyonlar Ligi garanti, bir de Neymar'la Messi'ye top toplayıcılık yaparsın' demişler adama. Ee, bizim Skriniar da ne yapsın, gariban! 'Avrupa hayallerim var, en büyük kulüplerden birinde oynayayım' deyince, Fener'in teklifi haliyle biraz 'bakkal hesabı' kalmış, sanki.
Yani anlayacağınız, Saracoğlu'nda bir süredir davul zurnayla beklenen Skriniar şöleni, anlaşılan o ki bir 'Yine mi Yattı Bu Transfer?' dramasına dönüşme potansiyeli taşıyor. Taraftar zaten alışkın, her transfer döneminde önce bir 'Geliyor!' diye coşar, sonra 'Yalan oldu!' diye hayıflanır. İşte bu da o serinin yeni bölümü olabilir. Sanki her sene yeni bir dizi çekiyorlar, adı da 'Fenerbahçe Transfer Sagas'ı'. İzleyici kitlesi sağlam ama sonu hep aynı: 'Şaşırdık mı? Hayır!'