Fatih Terim, nam-ı diğer İmparator, NTV'nin 'Empati' programına teşrif etmiş ve yine ortalığı şenlendirmiş. Meğerse imparatorumuz keyifliymiş, ailesiyle, bahçesiyle (!) ve tabii ki olmazsa olmaz futbolla ilgileniyormuş. Bak sen şu işe, insan sanır ki emekli olup bahçe ekmiş ama yok, sadece derin düşüncelere dalmış belli ki. Hatta öyle bir renk bilgisi verdi ki, akıllara zarar: Hayatının rengi sarı kırmızıymış, ama normalde mavi ve yeşili severmiş! Ee, hep sarı kırmızı mı olacak hayat, insan biraz da ruhunu dinlendirmeli değil mi? Belki de bu, gizli bir Karadeniz rüyasıdır, kim bilir!
Gelelim felsefik mevzulara. Vefa çok önemliymiş beyler bayanlar! Özellikle de son yıllarda unutsak da… Kimler unuttu acaba, İmparator'un 'vefayı unutanlar' listesi epey kabarık olsa gerek, hepimiz tahmin ediyoruz kimler olduğunu. Bir de şu şöhret var ki, Terim ona 'Zeus sendromu' adını takmış. Vay be, sanki olimpos dağında yaşayıp da oradan ders veriyor! Şöhretin insanı yüzde 100 mahvedebileceğini ve iyi yönetilmesi gerektiğini söylemiş. Bizim gibi çaycı, kahveci adamların şöhret derdi yok neyse ki, rahatız. Ama imparatorun dediği doğru, zirvedeyken düşmemek için Zeus gibi havalı isimler takıp ders vermek lazım demek ki.
Peki ya Galatasaray? Terim'e göre birkaç kelimeyle anlatılamazmış; ekolmüş, okulmuş. Ki haklı, orası ayrı. Hatta çocukluğuna gitmiş, maça gidecek parası yokken radyodan dinlediği, bozulunca tamir etmeye çalıştığı o maçlardan bahsetmiş. Bak sen, imparator da bizdenmiş aslında, o da radyoyla büyümüş! İşte o zamanlar anlarsın bir kulübün ruhunu, şimdi herkes locadan maç izliyor, nerede o eski radyolu günler... Özetle, İmparator hem bahçesinde dinleniyor, hem felsefe yapıyor, hem de bize 'vay be' dedirtecek hatıralarını anlatıyor. Daha ne olsun?