Fenerbahçe bu hafta da Karagümrük'ü evinde 2-1'le geçti, puanını 19 yaptı, zirve takibini sürdürüyor falan filan... Maç sonrası malum, mikrofonlar teknik direktör Domenico Tedesco'ya uzandı. Adam ne dese beğenirsiniz? 'İlk yarıda harika oynadık, tek eksik gollerdi. 6-7 gol atabilirdik, abartmıyorum!' Vay be hoca, keşke atsaydınız da hepimiz daha mutlu olsaydık, malum millet olarak mutluluğa pek alışkın değiliz, fazla dozdan korktunuz herhalde! 2-1 neyimize yetmeyecek canım, değil mi?
Şimdi Tedesco haklı, insan bir maçı erken koparamayınca, rakibin de kaybedecek bir şeyi kalmıyor. Karagümrük de 'Madem siz bize bu hayat öpücüğünü verdiniz, biz de üstünüze bir saldıralım bari' demiş anlaşılan. İkinci yarıda bir fiziksel yükseliş, bir uzun top oyunu... Hoca da diyor ki, '2-1 sonrası hem fiziksel hem taktiksel düştük.' E hocam, o 6-7 golü atsanız, kimse ne fiziksel ne taktiksel düşüş konuşurdu, direkt duşa girer kahvelerimizi yudumlardık. Bazen insan diyesi geliyor, 'Azıcık da rakipler mutlu olsun' diye mi bıraktınız Karagümrük'ü ayakta?
Tabii hoca da kendini savunuyor, 'Her teknik direktör problem varsa çözüm bulmak zorundadır, yoksa yeterince iyi değilsinizdir' diyerek kendi klasını ortaya koyuyor. Çözüm de neymiş? '6-7 tane stabil oyuncumuz var.' Milan'mış, Jayden'mış, Asensio'ymuş, Kerem'miş... Bir de Ederson var, inşallah çabucak hazır olurmuş. Adını saydıklarına bakılırsa, takımın omurgası bayağı havalı isimlerden oluşuyor ama işte bir türlü 'otomatikleşme' meselesini çözemiyorlar. Belki de 6-7 gol atmayı otomatikleştirseler, bu dertler hiç kalmayacak. Ne diyelim, inşallah o 6-7 gollük maçları biz de bir gün görürüz, şimdilik 2-1'e razıyız.