SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
UEFA Şampiyonlar Ligi'nin 4. haftasında Inter, deplasmanda Feyenoord'u 3-0 mağlup etti. İtalyan ekibine üç puanı getiren gecede Yann Aurel Bisseck ve Francesco Pio'nun golleri de tabelada yer aldı.
Normalde Feyenoord deplasmanı dediğin şey, Avrupa'nın o ünlü korku tünellerinden biridir. Işıklar söner, duvarlar üstüne gelir, tribün marş söylerken sen içinden elektrik faturasını düşünürsün. Inter ise bütün bu korku filmi fragmanını izleyip salonda mısırını bitiren adam rahatlığıyla oynadı. Ne panik, ne telaş, ne son dakika duaları.
İtalyan futbolunun deplasman felsefesi zaten yıllardır bellidir: Önce kapıyı kilitle, sonra anahtarı cebine koy, çıkarken de mutfaktan bir gol al. 1-0 olsun bizim olsun ekolü bu kez toptan markete dönmüş gibiydi. Üç gol, üç puan, üstüne tertemiz çarşaf gibi bir deplasman. Ev sahibi taraftar bile bir ara acaba biz mi misafiriz diye etrafına bakmıştır.
Tribün kültürü açısından gece tam bir kültür çatışmasıydı. Bir tarafta yağmura rağmen şarkı söyleyen, bisikletiyle stada gelip atkısını kurutma makinesine atmış gibi duran Hollandalılar. Diğer tarafta deplasman köşesinde sayıca az ama ses olarak sanki apartman toplantısında aidatı savunuyormuş gibi organize İtalyanlar. Biri eğlenmeye gelmiş, diğeri iş yemeğine.
3-0 dediğin skor, televizyon başındaki Türk futbolsever için de tehlikeli bir konfor alanıdır. İlk golde dik oturursun, ikinci golde kanepeye yayılırsın, üçüncü golde artık yorumcu moduna geçip keşke bizim takım da böyle dese durursun. Inter taraftarı için maçın son yarım saati muhtemelen telefonla ilgilenme, puan hesabı yapma ve gruptaki diğer maçlara bakıp kim elenirse komik olur diye düşünme seansıydı.
Bir de bu Şampiyonlar Ligi 4. hafta sendromu var. Herkesin evinde bir Excel tablosu açmış dayı vardır. Dört hafta sonunda kim kaç puan alır, averaj ne olur, ikili averajda düğüm nasıl çözülür. Inter bu galibiyetle o dayının işini kolaylaştırdı. Hesap defterine yazması basit bir sonuç bıraktı: Gittiler, attılar, döndüler. Ne uzatma dramı, ne hakem tartışması, ne sabah programlarına malzeme.
İşin stoper golü kısmı ayrı bir tribün şenliğidir. Bisseck gibi bir savunmacı tabelaya adını yazdırınca forvetler sevinir gibi yapar ama içten içe kıskanır. Çünkü taraftarın gözünde stoperin golü, bakkaldan ekmek almaya gidip piyangodan para kazanmış gibi gelir. Beklenmedik, hesapsız ve anlatması bir o kadar keyifli. Francesco Pio'nun katkısı da cabası olunca gece hücum dersinden çok takımca imeceye döndü.
Sonuçta Rotterdam'dan kalkan uçak muhtemelen sessiz, düzenli ve kemer ikaz ışığı söner sönmez uyuyan yolcularla doluydu. Feyenoord için evde unutulan cüzdan gibi bir akşam, Inter için ise buzdolabına mıknatısla yapıştırılacak türden temiz bir deplasman fişi. Şampiyonlar Ligi'nde herkes hikâye anlatmak ister, bazıları ise sadece üç puanı alıp hikâyeyi başkalarına bırakır.
