Lizbon'da Tasarruf Gecesi: Sporting'ten Shakhtar'a Tek Gollük Cimri Tarife

Yayın Tarihi: 04.11.2026 00:48
Ana Sayfa Haberler Lizbon'da Tasarruf Gecesi: Sporting'ten Shakhtar'a Tek Gollük Cimri Tarife

SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.

UEFA Şampiyonlar Ligi'nin 4. haftasında Sporting, Shakhtar'ı 1-0 mağlup etti. Mücadele tek golle tamamlandı ve üç puan ev sahibi ekibin hanesine yazıldı.

Modern futbolun topla dövme seansına döndüğü bir dönemde 1-0'lık skor, tıpkı dededen kalma tüp televizyon gibi nostaljik duruyor. Ne dokuz gol, ne VAR odasında çekilen röntgen filmleri, ne de sekiz dakika uzatmada gelen kalp çarpıntısı. Sporting topu bir kez içeri atıp sonra dükkânı erken kapatan esnaf rahatlığıyla oynamış gibi. Kepenk yarı açık, içeride ışık yanıyor ama müşteri alınmıyor.

Tribünde de durum halı saha maçını izlemeye gelen mahalle abisi modundaydı. Başta herkes ceketini çıkarıp gol yağmuru bekledi, sonra yavaş yavaş çekirdeğe, telefondaki banka bildirimlerine ve yan koltuktaki muhabbete dönüldü. Şampiyonlar Ligi müziği duyulunca ayağa kalkan çocuk bile ikinci yarıda babasına dönüp daha kaç dakika var diye sormuştur. Heyecan yok, stres yok, tansiyonu düşüren komşu teyze keki kıvamında bir gece.

Shakhtar açısından bakınca tablo, markete sadece ekmek almaya gidip poşeti delik çıkanların hüznünü taşıyor. Çok koşmuşsundur, raflara bakmışsındır, kasada sıra beklemişsindir ama eve eli boş dönersin. Sıfır gol, sıfır puan, bolca ah be. Deplasmanda Şampiyonlar Ligi oynamak zaten zordur, bir de rakip kaleyi kilitleyip anahtarı Lizbon tramvayına atmış gibi hissedince insan ister istemez hesap yapıyor. Otobüsle dönsek kaç saat sürerdi acaba.

İşin komik yanı, 1-0 en sinsi skordur. 3-0 olsa herkes telefonuna gömülür, 3-3 olsa kahveler dökülür. Ama 1-0 bitmeyen bir evrak işi gibidir, son dakikasına kadar imza atılmamış hissi verir. Shakhtar taraftarı sekseninci dakikadan sonra muhtemelen her atağa aynı cümleyle bakmıştır, yoksa mı geliyor. Sporting taraftarı ise rahatlayamayan kiracı gibi, bir gol yetiyor ama ev sahibi her an zam yapacakmış gibi tedirgin.

Bu tarz maçlar teknik direktörlerin değil, muhasebecilerin sevdiği maçlardır. Az risk, öz kazanç, tertemiz bilanço. Üç puan cepte, gol averajı cüzdanda bozukluk gibi duruyor ama olsun. Kimse çıkıp destan yazmadık, tarihe geçmedik demiyor, çünkü Şampiyonlar Ligi'nde puan cetveli şiirden anlamaz. Tabelaya bakar, bir yazılmış mı diye kontrol eder, geçerken uğradım demez.

Bir de Şampiyonlar Ligi'nin dördüncü hafta sendromu var. Gruplar değil artık lig usulü kocaman liste, herkes hesap makinesiyle geziyor. Üç puan aldın mı kralsın, almadın mı kombine matematik profesörü oluyorsun. Sporting şimdi muhtemelen rahat bir nefes alıp kalan maçlara kahvaltıda menemen seçer gibi bakıyordur, acılı mı olsun acısız mı. Shakhtar ise kahvenin dibinde kalan telveye bakıp fal kapatmaya çalışıyor, burada bir çıkış yolu görünüyor mu diye.

Sonuçta Lizbon'dan çıkan ders basit, futbolda bazen şov yapmazsın, sadece fişi alır çıkarsın. Sporting fişi aldı, Shakhtar ise poşeti unuttu. Şampiyonlar Ligi de zaten böyle bir yer, ışıklar parlak, müzik görkemli ama sonunda biri eve üç puanla, diğeri eli boş dönüyor. Tıpkı düğün çıkışı takı kuyruğu gibi, önemli olan pastadan çok zarfı kimin kaptığı.

Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış spor mizahı. Mizahi yorumlar gerçek açıklama veya yeni haber bilgisi değildir. Kaynak: A Spor

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş WhatsApp'ta Paylaş