SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi ekiplerinden Yukatel Denizli Basket, kadrosuna takviye yaptı. Yeşil siyahlılar, ABD'li forvet Ezra Ausar ile kadrosunu güçlendirdi.
Haberi duyan Denizli taraftarı sevinciyle horoz gibi kabardı, komşu teyze gibi de hemen detaya girdi. Boyu kaç, smaç basar mı, üçlük atar mı, Denizli'nin ayazında üşür mü. Sanki çocuklarına damat arıyorlar, forvet değil. Oysa transfer dönemi böyledir, önce isim gelir, sonra hayaller kurulur, en son herkes birbirine basketbolu yeniden öğretir.
Denizli'de basketbol taraftarlığı da apayrı bir zanaattır. Futbolda bağırırsın, sesin rüzgara karışır, potada ise salon küçüktür, laf direkt oyuncunun kulağına gider. Bu yüzden Denizli seyircisi şimdiden Ezra Ausar için tezahürat provasına başlamıştır. Davulun ritmiyle ismini uydurmaya çalışmak, çay ocağındaki şekerli muhabbetten daha tatlıdır. Ausar diye tempo tutmak, ilk başta dil egzersizi gibi duracaktır.
ABD'li forvet meselesi de Türk mutfağında Amerikan salatası gibidir, adı yabancıdır ama sofraya oturunca herkes sahiplenir. Marketten mısır alır gibi forvet almak kolay sanılır, oysa işin içinde jet lag vardır, hasret vardır, lahmacunu ilk kez görme şaşkınlığı vardır. Ezra Ausar şimdi Denizli'de kebapçı tabelası ile pota arasında mekik dokuyacak. Uyum süreci, yeni gelinin mahalle bakkalına alışmasından hızlı olsun yeter.
Forvet dediğin de basketbolun evin büyük çocuğu gibidir, her işe koşar. Biraz ribaund alır, biraz savunma yapar, arada skor bulur, evde ampul değiştiren abi rahatlığı vardır. Antrenör ondan ne isterse yapması beklenir, tıpkı bayram temizliğinde annelerin çocuklardan beklediği gibi. Perde yap dersin yapar, koş dersin koşar, dönüp bir de potaya bakıverir. Taraftarın gözünde forvet, faturayı ödemeyen değil maçı çözen adamdır.
Yukatel Denizli Basket tarafında ise hava şimdiden değişmiştir. Yönetim transferi açıklamış, sosyal medya admini klavyeden alev çıkarmış, taraftar grupları marş listesini güncellemiştir. Süper Lig'de kalmak, Denizli'nin meşhur horozu gibi erken ötmekle olmuyor, istikrarlı gıdaklamak gerekiyor. Bir forvetle lig mi kazanılır demeyin, bazen bir doğru parça tüm yapbozu kurtarır, bazen de çekyatın eksik vidası gibi sırıtır, göreceğiz.
İşin en eğlenceli kısmı ise kahvehane yorumcularıdır. Ezra Ausar'ı hayatında izlememiş amca, iki dakikada scouting raporu çıkarır. Atletiktir ama fundamentalı nedir, bileği yumuşak mıdır, soğukkanlı mıdır. Sanki yıllarca NCAA izlemiş gibi konuşur, oysa bildiği tek şey YouTube'da denk geldiği bir smaç videosudur. Ama Türk basketbol kültürünün mayası budur, herkes koçtur, herkes menajerdir, herkes potanın altında olsa daha iyisini yapardı.
Sonuçta Denizli, tekstiliyle meşhur şehir, şimdi potaya da Amerikan kumaşı dikiyor. Tutarsa herkes çok mutludur, tutmazsa da canımız sağolsun deyip yeni transfere bakılır, tribün kültürü böyledir. Temennimiz o ki Ezra Ausar, Denizli horozu kadar ses getirsin, Pamukkale travertenleri kadar beyaz sayfa açsın. Gerisi zaten davul zurna, çekirdek çitletme ve hakeme hep bir ağızdan itiraz etme sanatıdır.
