2-2 Bitti, Süperstarlık Muhabbeti Başladı: Kasımpaşa'dan Beşiktaş Maçına Tribün Aynası

Yayın Tarihi: 01.11.2026 22:00
Ana Sayfa Haberler 2-2 Bitti, Süperstarlık Muhabbeti Başladı: Kasımpaşa'dan Beşiktaş Maçına Tribün Aynası

SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.

Trendyol Süper Lig'in 10. haftasında Kasımpaşa ile Beşiktaş 2-2 berabere kaldı. Maçtan sonra Kasımpaşa'dan Claudio Winck konuştu. Gecenin manşeti de onun cümlesinden çıktı, bazıları kendini süperstar görüyor.

Türk futbolunda süperstarlık zaten ilginç bir statü. Bir hafta tribünün omuzlarında gezersin, ertesi hafta aynı tribün seni omuzlarından indirip otobüse bindirir. Kira kontratı haftalık yenilenir, aidat olarak da bir çalım ve bir gol sevinci istenir. O yüzden bu ülkede kendini süperstar görmek, kendini ev sahibi gibi hissetmeye benzer, ev sahibi aslında yönetimdir.

2-2'lik maçlar da tam bu muhabbetin zeminidir. Ne galibiyetin havalı ceketini giyebilirsin ne mağlubiyetin yas kazağını. İki takım da eve bir puanla ve bin pişmanlıkla döner. Biz atsaydık, onlar tutsaydı, hakem dursaydı diye başlayan cümleler, gece yarısı mutfakta başlayan diyete benzer, ertesi gün herkes unutur.

Kasımpaşa'nın konumu da bu ironiyi büyütüyor. Ligin mütevazı semt takımı olmak, apartmanda alt katta oturup üst kattaki gürültüden şikayet edememek gibidir. Herkes seni sempatik bulur, kimse senden korkmaz, ama sen her büyük maçta salona girip televizyonun sesini sonuna kadar açarsın. Beşiktaş'a karşı alınan 2-2, tam da o ses açma anıdır.

Beşiktaş tarafında ise durum ayrı bir sosyolojidir. Büyük takım taraftarı için beraberlik, kargoda kaybolan ürün gibidir, para iadesi de istemezsin, ürünü de alamazsın, elinde sadece takip numarası kalır. Sosyal medyada herkes teknik direktör, herkes scout, herkes mentalist olur. Bir maçta on bir ayrı film çekilir, hiçbiri gişede tutmaz. Ertesi gün herkes birbirine o takip numarasını sorar, kimse paketin nerede olduğunu bilmez.

Bu yüzden maç sonu cümleleri bizde hep felsefi bir derinlik kazanır. Avrupalı futbolcu maçtan sonra koşu mesafesinden bahseder, bizde muhabbet bir anda hayat dersine bağlanır. Süperstarlık, mütevazılık, karakter, yürek... Sanki 90 dakika değil de 90 sayfalık kişisel gelişim kitabı oynanmış gibi. Futbolcular da haklı, çünkü biz her pas hatasını ahlaki bir çöküş gibi tartışıyoruz. Bir de her cümlenin altına binlerce bilirkişi yorumu eklenir.

Bir de işin gündelik hayat tarafı var. Hepimizin ofisinde, okulunda, halı sahasında kendini süperstar gören biri vardır. Toplantıya geç gelir ama sunumu o yapmış gibi davranır. Halı sahada topu ezberler, sonra yorulduğunu söyleyip kaleye geçer. Tribün de bu tipi hemen tanır, çünkü tribün aslında bir mahalle kahvesidir, herkes birbirinin neyi ne kadar yapabileceğini çok iyi bilir. O yüzden bu benzetme tutar, sahada da hayatta da süperstarlık kendi ilan ettiğinle değil başkalarının sana pas atmasıyla belli olur.

Sonuçta tabelada kocaman bir 2-2 yazıyor ve iki takım da yoluna birer puanla devam ediyor. Ne Kasımpaşa mütevazılığıyla madalya alıyor ne Beşiktaş ismiyle ekstra puan kazanıyor. Belki de ligin en adil cümlesi bu, sahada süperstarlık pasla, koşuyla, skorla ölçülüyor. Gerisi maçtan sonra mikrofona, tribünde çekirdeğe ve pazartesi sabahı ofis muhabbetine kalıyor. Işıklar sönünce herkes evine dönüyor, süperstarlık da soyunma odasında askıda kalıyor.

Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış spor mizahı. Mizahi yorumlar gerçek açıklama veya yeni haber bilgisi değildir. Kaynak: A Spor

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş WhatsApp'ta Paylaş