SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Süper Lig'in 10. haftasında Trabzonspor ile Gaziantep FK Papara Park'ta karşı karşıya geliyor. Mücadele saat 16.00'da başlayacak ve beIN SPORTS 1'den yayınlanacak. Maç öncesinde iki takımın ilk 11'leri de belli oldu.
Saat 16.00, Türk futbolunun o garip ara öğünüdür. Öğle uykusuna yatarsan rüyanda gol kaçırırsın, akşam yemeğine oturursan maçın ikinci yarısı midenle birlikte yanar. Bu yüzden taraftar, çayını tam üçüncü bardağında bırakıp koltuğa gömülür. Tıpkı pazar günü akraba ziyaretinde kapı çalınca toparlanmak gibi, herkes bir anda ciddileşir.
Papara Park dediğin yer artık sadece stat değil, Karadeniz'de hava durumundan bağımsız esen bir rüzgar tüneli. Orada horon da var, homurtu da var, 90 dakika boyunca hiç susmayan o amca da var. Rakip takım otobüsü şehre girer girmez navigasyon bile bir an duraksar, çünkü burada deplasman demek, hamsi tava kokusuyla ıslık sesi arasında kalmak demektir.
Ve o mübarek an geldi: İlk 11'ler belli oldu. Türkiye'de saniyede ortalama dört bin kişinin teknik direktörlük lisansı aktif hale gelir bu anlarda. Kadro fotoğrafı WhatsApp gruplarına düşer düşmez analizler başlar. Falanca niye oynamış, filanca niye kulübede, keşke baklava dizilişiyle çıksaydık gibi dahiyane fikirler havada uçuşur. Henüz topa vurulmamıştır ama herkes çoktan üç oyuncu değiştirmiştir kafasında.
Yayıncı kuruluş beIN SPORTS 1 desen, evin en resmi kanalıdır o saatlerde. Kumanda anayasaya bağlanır, kanal değiştirmek vatana ihanet sayılır. Evin küçük çocuğu çizgi film istese bile dededen veto yer. Maç önü stüdyosundaki o ciddi müzik çalınca herkes susar, sanki önemli bir açıklama yapılacakmış gibi pür dikkat kesilinir. Oysa yapılacak açıklama bellidir: Top yuvarlak, hava Trabzon'da biraz serin.
Gaziantep FK cephesi ise bu ligin en sessiz tehlikelerinden biridir. Adı kebapla anılır ama sahada acı sosu rakibe ikram eder. Deplasman tribünü dediğin üç kişiyle bile deplasmanı ev sahibine hissettirir. Onlar için Papara Park atmosferi, düğünde halaya sonradan katılıp bir anda ritmi ele geçirmek gibidir. Kimse beklemez ama bir bakmışsın oyunun temposunu onlar belirliyor.
İşin komiği, 10. hafta demek artık kimsenin ben daha ısınamadım deme lüksünün kalmaması demektir. Ligin bu evresi, çaydanlığın tam fokurdamaya başladığı andır. Ne şampiyon belli olmuştur ne düşen, ama herkesin dilinde aynı cümle vardır: Bu maçı alırsak önümüz açık. Sanki fikstür, önündeki engelleri kaldırıp kırmızı halı serecekmiş gibi. Oysa Süper Lig'de önü açık olanın önüne genelde bir sonraki hafta bir kamyon park eder.
Sonuçta mesele yine aynı yere bağlanacak: Bir tarafta evinde kaybetmeyi gurur meselesi yapan bordo-mavi dalga, diğer tarafta ters köşe yapmayı seven kırmızı-siyahlı misafirperverlik timi. Saat 16.00'da düdük çalacak, ilk 11'ler sahaya dizilecek ve milyonlarca yerli teknik direktör koltuğunda arkasına yaslanacak. Futbolun güzelliği de bu: Herkes her şeyi biliyor ama top yine de bildiğini okuyor.
