SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Trendyol Süper Lig'in 10. haftasında Fenerbahçe evinde Göztepe'yi ağırlamaya hazırlanıyor. Sarı lacivertlilerde maç öncesi yardımcı antrenör Dirk Kuyt basının karşısına çıktı. Hollandalı çalıştırıcının sohbetinde Greenwood konusu da gündeme geldi.
Bizde teknik direktör konuşursa normal haberdir, yardımcı antrenör konuşursa durum ciddidir. Çünkü yardımcı antrenörün mikrofona geçmesi, evde genelde sessiz olan babanın bir anda söze girmesi gibidir. Herkes dik oturur, çay bardağı yarıda kalır. Kuyt'ın sahneye çıkması da tam öyle bir etki yarattı. Tribün bir anda maçtan çok açıklama kısmına kilitlendi, Göztepe maçı sanki fragman, konuşma ana film oldu.
Bir de konuşan kişi Dirk Kuyt olunca nostalji katsayısı otomatikman tavan yapıyor. Bu adamı yağmurlu bir Liverpool akşamında ciğerleri elinde koşarken izleyen nesil, şimdi onu kulübede not tutarken görünce duygulanıyor. Kafamızda hâlâ şortunu çekip pres yapan Kuyt var, karşımızda ise taktik tahtası başında sakin sakin duran bir abi var. Yardımcı antrenörlük, vahşi doğa belgeselindeki aslanın emekli olup safari turu anlatmasına benziyor.
Üstelik takvim de tam Türk futbolu kıvamında. Ligin 10. haftası demek, ne şampiyonluk şarkısı söylemek için erken ne de karalar bağlamak için geç demek. Tam o arada kalmışlık hissi. Göztepe'yi ağırlamak da ayrı bir hikâye. Kulağa komşuya çay daveti gibi geliyor ama sahada hiç öyle olmuyor. Göztepe demek, deplasman tribünüyle gelip ev sahibinin koltuğuna oturmuş gibi rahat oynayan takım demek. Fenerbahçe için sıradan bir iç saha maçı yok, her iç saha maçı kira kontratı yenilemek gibi gergin.
İşin içine bir de Greenwood ismi girince muhabbetin şekli değişiyor. Bizde yabancı bir isim cümle içinde geçsin yeter, taraftarın radarı anında açılır. Tıpkı aile grubuna bilinmeyen bir numaranın ekran görüntüsünün atılması gibi. Kim bu, ne alaka, nereden çıktı, ciddi mi, şaka mı. Kuyt daha cümlesini tamamlamadan sosyal medyada varsayımlar uçuşmaya başlıyor. Halbuki bazen açıklama, sadece sorulduğu için verilen cevaptan ibarettir.
Bir de başlıklardaki o ünlem fetişi var. Sonuna ünlem koyunca her şey bomba etkisi yaratıyor. Kuyt'tan Greenwood açıklaması! Sanki gizli dosyalar açıldı, sanki saha kenarında basın toplantısı değil de uzaylılarla temas kuruldu. Oysa maç öncesi konuşmaların çoğu böyledir. Hava topu gibi yuvarlak cümleler, kimseyi kırmayan temenniler, rakibe saygı falan. Ama biz tribün milleti olarak illa satır arası okuyacağız. Yoksa rahat edemiyoruz.
Taraftar psikolojisi de zaten başlı başına bir ekonomi dersi. Maaş yatmadan yapılacak harcamaların listesini çıkarmak gibi, maç oynanmadan senaryoları yazıyoruz. Kuyt konuşmuşsa kesin bir bildiği vardır, Göztepe maçı öncesi konuşmuşsa motivasyon tavan yapmıştır, adı Greenwood geçmişse gündem yoğundur. Bir basın toplantısından bu kadar anlam çıkarmak, fal bakmaktan farksız. Tek farkımız, falda fincan var bizde mikrofon var. İkisinde de gören görmek istediğini görüyor.
Sonunda dönüp dolaşıp geleceğimiz yer yine çimlerin üzeri. Göztepe gelecek, top santraya konacak, kulübede heyecan yaşanacak. Bütün bu açıklama muhabbeti o düdük çalana kadar sürecek. Sonra herkes susacak ve doksan dakika boyunca bambaşka şeylere kızacağız. Türk futbolunun döngüsü bu. Konuşma öncesi heyecan, maç sırasında isyan, maçtan sonra yeni konuşmayı bekleme. Kuyt şimdilik sahneye çıktı, sıra bizde. Biz de her zamanki gibi tribünde cümle âlemin sözünü söyleyeceğiz.
