SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Konyaspor, Galatasaray karşısında sahadan 4-0’lık mağlubiyetle ayrıldı. Teknik direktör İlhan Palut maç sonu değerlendirmesinde takımın ikinci yarıda oyundan erken koptuğunu belirtti ve bu ağır skorun hemen unutulması gerektiğini söyledi.
Türk futbolunda unutmak, savunma yapmak kadar temel bir beceridir ve Palut bu açıdan son derece modern bir teknik direktörlük refleksi gösterdi. Zira 4-0’ı uzun uzun hatırlamak, pazartesi sabahı alarmı erteleyip rüyada işe gitmeye benzer, kimseye faydası yoktur. En iyisi topluca hafızayı bir kapatıp açmak, olmadıysa fişi çekip biraz beklemektir.
Konyaspor tribünü için durum biraz daha karışıktır, çünkü taraftar unutayım derken genellikle tam tersini yapar. Maçtan çıkar, eve gider, çayı koyar ve ikinci yarıda yenilen golleri sanki tapu dairesinde sıra bekler gibi en ince ayrıntısıyla anlatır. Hoca unutun der, tribün ise unutamamanın kitabını yazıp ciltletip komşuya hediye eder.
İkinci yarıda oyundan erken kopma tespiti ise haftanın en dürüst gündelik hayat benzetmesini hak ediyor. Hepimizin bir noktada koptuğu bir arkadaş grubu sohbeti vardır, önce iki mesaj kaçırırsın sonra bir bakarsın 347 mesaj birikmiş ve bir daha asla yetişemezsin. Konyaspor da ikinci yarıya öyle bakmış gibi duruyor, bir anlık dalgınlıkla oyun akıp gitmiş, skor bildirimleri üst üste düşmüş.
Üstelik rakip Galatasaray olunca akan oyun değil, bildiğin sel oluyor. Anadolu takımıyla büyük deplasmanda oynamak, misafirliğe gidip ev sahibinin çocuğu piyano çalarken senin plastik topu koltuğun altına saklamana benzer. Ellerin nereye koyacağını bilemezsin, topla oynayayım derken istemeden salonun düzenini bozarsın. Sonra da eve dönüş yolunda arabanın arka koltuğunda o meşhur sessizlik olur.
4-0 gibi skorların bir başka güzelliği de tartışmaya fazla kapalı olmasıdır. 1-0 olsa hakem konuşulur, 2-1 olsa bir pozisyon elli kez izlenir, ama 4-0’da kimse televizyonun ayarıyla oynayamaz. Elektrik faturası gibidir, beğenmezsin ama rakam oradadır ve itiraz dilekçesi yazmak komik kaçar. Bu yüzden unutma çağrısı aslında boşuna kahırlanma çağrısıdır, faturayı yırtıp atalım demektir.
İşin komik yanı, Süper Lig’de unutmak sandığımızdan daha kolaydır, çünkü fikstür affetmez ve hafızaya sürekli yeni dosya yükler. Üç gün sonra başka bir maç, başka bir heyecan, başka bir eyvah gelir ve 4-0 eski tatil fotoğrafı gibi telefon galerisinin derinliklerine gömülür. Konyasporlu futbolcu da taraftar da haftaya yeni bir sayfa açar, o sayfa da genellikle ilk 15 dakika tertemiz kalır, sonra üzerine çay lekesi düşer.
Velhasıl Konyaspor için formül belli, Galatasaray maçını bir an önce zihinsel geri dönüşüm kutusuna gönderip sonra o kutuyu da boşaltmak. Futbolda bazen en iyi taktik tahtada değil, hafızadadır. Palut da belli ki defteri değil, silgiyi işaret ediyor ve şampiyonluk yarışındaki rakibe karşı alınan bu farklı yenilginin takımın sezonluk moralini esir almasına izin vermemek istiyor.
