SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Galatasaray'ın sezon başında 25 milyon euro bonservis bedeliyle kadrosuna kattığı 21 yaşındaki Aleksey Batrakov Rusya'da gündem olmaya devam ediyor. Konu bu kez genç yıldızın Ballon d'Or kazanma ihtimali ve bir Rus efsanesinin bu konuya dair ortaya attığı flaş iddia.
Bizim mahallede bir futbolcunun Ballon d'Or ihtimalinin konuşulması için önce üç büyük duvara toslaması, iki kez ıslıklanıp bir kez omuzlara alınması, arada saçını sarıya boyatıp yeniden koyuya dönmesi gerekir. Batrakov daha İstanbul trafiğinde hangi köprünün paralı olduğunu öğrenmeden adının altın topla yan yana yazılması, Türk futbol bünyesine biraz hızlı geldi. Biz tribünde adını doğru telaffuz etmek için dil egzersizi yapıyoruz, öbür tarafta ödül töreninde fon müziği seçiliyor.
Efsane olmak da güzel meslek. Futbolu bırakıyorsun, yıllar geçiyor, sonra bir stüdyoya oturup bir cümle kuruyorsun ve ertesi gün iki ülkenin manşeti oluyorsun. Flaş iddia dediğin şey zaten böyledir, ne tam kehanettir ne tam temenni, kahvede tavla atarken söylenen o meşhur laf gibidir. Ortaya bir ihtimal bırakırsın, binlerce insan üstüne kat çıkar, balkon kapatır, kiraya verir.
Galatasaray tribünü açısından durum ayrı bir şenlik. 25 milyon euro verilmiş bir oyuncu bizde ilk maçta değil, ilk antrenman fotoğrafında değerlendirmeye alınır. Fotoğrafta gülümsüyorsa aidiyet duygusu yüksek, somurtuyorsa konsantrasyonu tam, su şişesini ters tutuyorsa kesin solak falan diye analiz çıkar. Batrakov'un Rusya'da konuşulması da buraya damlıyor, taraftar bir yandan gururlanıyor bir yandan tedirgin oluyor. Bizim sevinç bile transfer dönemindeki ev sahibi kiracı ilişkisi gibi, ne zaman zam gelecek diye bekliyorsun.
Ballon d'Or törenini gözünde büyütenlere küçük bir hatırlatma yapmak lazım. O tören dediğin, smokinli bir sünnet düğünü gibidir. Herkes sahnede altın bir şey tutuyor, arkada bir sunucu sürekli tebrik ediyor, bizim ekran başındaki dayı da halı sahada attığı röveşatayı hatırlayıp iç geçiriyor. Lokum gibi topçular fraklı adamların arasında poz veriyor, biz evde eşofmanla çekirdek çitlerken niye bizim çocuğun adı anons edilmedi diye geriliyoruz.
İşin en güzel yanı, bu ihtimal muhabbetinin gündelik hayata sızma hızı. Sabah kahvede çay ocağının buharı üstünde konuşuluyor, öğlen dolmuşta şoför aynadan katılıp vites büyütüyor, akşam evde makarna haşlanırken konu yine dönüp dolaşıp aynı yere geliyor. Henüz ortada ne tören var ne davetiye, ama herkes kafasında oturma planını yapmış. Batrakov önde mi oturur, arkada mı kalır, ödülü alırsa konuşmayı Rusça mı yapar Türkçe mi yapar diye kafa yoruluyor.
Sosyal medyada ise matematik bambaşka işliyor. Bir ihtimal ortaya atılsın yeter, anında olasılık hesapları, eski sezon kolajları ve dramatik müzikli videolar geliyor. Altına da klasik yorumlar diziliyor, bir taraf şimdiden heykel dikiyor, öbür taraf daha erken diyor, üçüncü bir grup konuyu hemen aidata bağlıyor. Kimsenin elinde bir veri yok ama herkesin elinde bir kanaat var, Türk tribün demokrasisi dediğin zaten böyle işler.
Sonunda dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz. Batrakov 21 yaşında, Galatasaray forması giyiyor ve adı memleketinde Ballon d'Or ihtimaliyle birlikte anılıyor. Bu, genç bir oyuncu için de kulüp için de keyifli bir rüzgâr. Bizim yapacağımız şey belli, rüzgârı fırtınaya çevirmeden, çocuğu daha ilk virajda altın topun üstüne oturtmadan izlemek. Varsın gündem hararetli olsun, tribün zaten çayını demlemiş, çekirdeğini almış, hikâyenin devamını sabırsızlıkla bekliyor.
