SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Devre arasında orta sahaya takviye yapmak isteyen Beşiktaş, uzun süredir gündeminde tuttuğu Joe Willock için yeni bir hamleye hazırlanıyor. İtalyan basınına göre siyah-beyazlılar bu transfer için yeni bir teklif planlıyor.
Türk futbolunda bazı isimler artık futbolcu değil, mevsimlik dizi karakteri. Willock da o kategoriye terfi etmiş durumda. Her transfer dönemi jenerik müziğiyle geri dönüyor, taraftar daha ilk notadan tanıyor. Senaristler değişiyor, yönetmen değişiyor, forvetler değişiyor ama orta sahadaki gizemli yabancı kontenjanı hep aynı kalıyor.
Beşiktaş taraftarı için bu durum artık şaşkınlık değil, konfor alanı. Sabah kahvaltıda çay demleniyor, akşam idman fotoğrafı bekleniyor, arada bir de Willock haberi düşüyor. Tıpkı apartman grubuna her ay düşen aidat hatırlatması gibi. Kimse okumaktan heyecan duymuyor ama gelmezse de bir eksiklik hissediliyor. Transfer gündemi değil, adeta evin üçüncü kedisi.
Orta saha takviyesi lafı da zaten Türkçede en çok yıpranan tamlamalardan biri. Her takımın orta sahası bir türlü tutmuyor, tıpkı evde bir türlü çekmeyen salon Wi-Fi’si gibi. Modemi resetliyorsun olmuyor, koltuğu kaydırıyorsun olmuyor, en sonunda yeni bir alet alasın geliyor. Beşiktaş’ın hali de biraz o. Mevcut düzen idare ediyor gibi yapıyor ama kritik maçta top bir o kalede bir bu kalede dikiş makinesi gibi gidip geliyor.
İşin bir de İtalyan basını boyutu var ki, küreselleşmenin geldiği noktaya bakın. İngiltere çıkışlı bir oyuncuyla Türkiye’den bir kulübün adı, İtalya kaynaklı haberlerle konuşuluyor. Üç ülkenin aynı cümlede buluşması anca Eurovision’da olurdu eskiden. Şimdi transfer haberciliği Birleşmiş Milletler gibi. Bir İtalyan gazeteci yazıyor, Türk taraftar çeviriyor, İngiliz tarafı kahvaltısına devam ediyor. Modern futbol diplomasisi dediğin tam olarak bu.
Devre arası transferi zaten başlı başına ayrı bir psikoloji. Sezon başı transferi heyecanlı bir evlilik gibiyse, devre arası transferi vize haftasında arkadaş evine taşınmak gibi. Herkes yorgun, herkes puan cetveline bakıp iç çekiyor, kimse uzun vadeli plan yapmıyor. Tek istek belli, gelsin de şu orta saha bir nefes alsın. Gerisi baharda düşünülür. Hatta baharda da düşünülmez, yeni sezonun transfer listesine eklenir.
Tabii bu süreçte taraftar dedektifliği de tam mesaiye geçiyor. Uçak takip siteleri açılıyor, sosyal medya beğenileri mercek altına alınıyor, İstanbul’da kebap yiyen her yabancı futbolcu zannediliyor. Londra’da içilen bir kahve bile burada delil sayılıyor. Fincanın buharında harita görülüyor, arka planda martı sesi aranıyor, kahvecinin önlüğü siyah beyaz mı diye zoom yapılıyor. Emniyet teşkilatı bu dikkati başka alanlara ayırsa faili meçhul dosya kalmaz.
Sonunda bu hikâye nereye varır bilinmez ama şimdiden belli olan bir şey var. Willock adı, Beşiktaş’ın orta saha arayışının resmi maskotu haline geldi. Transfer olur ya da olmaz, o ayrı bahis konusu. Ama her devre arası yaklaştıkça aynı ismin ısıtılıp sofraya getirilmesi, Türk futbolunun değişmez kış geleneği oldu. Kestane, mandalina, Willock iddiası. Biri eksik olursa kış gelmiş sayılmaz.
