SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Galatasaray'ın Nijeryalı yıldızı Victor Osimhen ikinci kez baba oldu. Eşi Stefanie ile birlikte Liora Audrey adını verdikleri kızlarını kucakladılar. Böylece sarı-kırmızılı camianın en küçük yaştaki üye kontenjanına bir isim daha eklendi.
Normal bir mahallede ikinci kez baba olursun, komşular kısır tabağıyla gelir, hayırlı olsun der, konu kapanır. Futbolda ise öyle olmuyor. Bir yıldız baba olunca bütün şehirde sanki ortak bir akraba doğurmuş gibi bir sevinç dalgası yaşanıyor. Manav bile tezgahta müşteriye müjdeyi veriyor, sanki kendisi doğumhanenin önünde sabahladı.
Elbette ilk iş olarak isim masaya yatırıldı. Liora Audrey... Kulağa hem modern bir dizi karakteri hem de tribünde doğaçlama besteye müsait bir nakarat gibi geliyor. Türk tribün kültüründe isim kaderdir; üç heceden uzunsa bestesi zor olur, kısaysa pankarta sığmaz. Neyse ki bu isim tam pankartla tezahürat arasında, estetik bir orta saha gibi duruyor.
İkinci kez baba olmak da ayrı bir uzmanlık alanı. İlk çocukta her şey panik butonudur; bebek hapşırsa ambulans çağrılacak gibi olunur. İkincide ise sistem oturmuştur. Bez değiştirme hızı artmıştır, uyku düzeni bir deplasman savunması gibi kurgulanır. Osimhen'in saha içindeki o meşhur alan kapatma içgüdüsünün, gece ağlayan bebeğe doğru zamanda sessizce yaklaşma şeklinde evrim geçirdiğini tahmin etmek zor değil.
Bunu bir de uykusuzluk üzerinden düşünelim. Normal insan için uykusuz gece ertesi gün ofiste çay ocağına sığınma sebebidir. Futbolcu babası için ise taraftar forumlarında çoktan analiz konusudur; gözler biraz yorgun görünse espriler hazırdır. Oysa sabaha karşı üçte biberon ısıtan bir babanın kondisyonu, herhangi bir yüksek pres antrenmanından daha zorlayıcıdır. Üstelik orada oyuncu değişikliği hakkı da yoktur, sabaha kadar sahadasın.
İşin sosyal medya boyutu zaten ayrı bir lig. Haberin altına saniyesinde yüzlerce yorum yağıyor, herkes kendini aileden sayıyor. Kimi bebek için minik forma görseli hazırlıyor, kimi kırkı çıkar çıkmaz tribüne gelsin hesapları yapıyor. Türk futbolunda doğum haberi bile transfer dönemi gibi yaşanıyor; herkes geleceğe dair temennilerde bulunuyor, hayal gücünün bonservisi ödenmiyor nasılsa.
Bir de evdeki abilik-ablalık kurumu var. İkinci çocuk haberi, evin ilk çocuğu için küçük çaplı bir teknik direktör değişikliği gibidir. Taht biraz sarsılır, ilgi bölünür, ama sonra harika bir ikili oyunu başlar. Evin salonu artık idman sahasıdır, koltuklar kale direği, halı ise zemini bozuk bir deplasman sahası muamelesi görür. Osimhen evde de hücum hattını ikilemiş oldu.
Sonuçta futbol gündemi bir gün sonra yine gollerine, sprintlerine, maç programına dönecek. Ama bu hafta skor tabelasında yazmayan en güzel gelişme bu. Liora Audrey'ye Osimhen ailesiyle birlikte sağlıklı, uykulu uyanmaların az olduğu upuzun bir ömür dileyelim. Tribün şimdiden hazır; ninni sesleri yükselirse şaşırmayın. Hoş geldin minik misafir, evin ve tribünün neşesi bol olsun.
