SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Ziraat Türkiye Kupası 3. turunda Kasımpaşa, sahasında Çorluspor 1947'yi konuk edecek. Karşılaşma 29 Ekim Perşembe günü oynanacak ve A Spor'dan canlı yayımlanacak.
Takvime bakınca insan bir duraksıyor çünkü 29 Ekim dediğin günde normalde herkesin planı bellidir: Sabah tören, öğlen baklava, akşam ailecek aynı fotoğrafa değişik açılardan bakma seansı. Şimdi araya bir de kupa maçı sıkışmış. Bayram programıyla maç programını aynı gün yaşamak, bayram kahvaltısında çayına iki şeker atarken bir yandan da muhtemel 11 kovalamak gibi bir şey.
Kasımpaşa bu işin mahalle abisi tarafı. Süper Lig görmüş, İstanbul görmüş, yeri gelmiş büyüklerin hevesini kursağında bırakmış bir camia. Ama kupada işler hiç öyle havalı olmuyor. Kupa dediğin, en ciddi takımın bile bir anda halı saha ciddiyetine büründüğü garip bir turnuva. Bir bakmışsın rotasyon, bir bakmışsın tribünde boş koltuklar birbirine bakıp sohbet ediyor.
İşin öbür ucunda Çorluspor 1947 var, yani bu maçların bütün romantizmini sırtlayan taraf. Alt ligden gelip İstanbul'a deplasmana çıkmak başlı başına bir hikaye. Trakya'dan yola çık, uzun yolu çek, sonra Kasımpaşa deplasmanında sahaya çık. Kulağa günübirlik gezi planı gibi geliyor ama değil, bayağı resmi maç. Onlar için bu tur, mahallede yıllarca anlatılacak hikayelerin altın madeni. Biz zamanında Kasımpaşa'ya karşı oynamıştık diye başlayan her cümle en az üç çay bardağı doldurur.
Yayıncı A Spor olunca işin rengi ayrıca değişiyor. Çünkü A Spor izleyicisi bambaşka bir disiplindir. Kumandayı eline almaz, kumandayla bütünleşir. Gündüz transfer tahtasını tartışır, akşam kupada daha önce hiç izlemediği iki takımın maçını sanki finalmiş gibi izler. Hele maç kahvehanede izleniyorsa, ilk on dakikada en az bir kişi mutlaka skor tahmini değil hayat tahmini yapar.
Türkiye Kupası'nın üçüncü turu zaten başlı başına sosyolojik bir deney. Bir tarafta Süper Lig konforu, öbür tarafta alt liglerin hamuru. Biri için hafta içi idman, taktik ve rotasyon hesabı. Diğeri için haftalardır beklenen büyük gün. Tıpkı ev sahibinin koltukları örtüyle kapattığı, misafirin ise kapıda ayakkabıyla mı girsem terlikle mi diye kararsız kaldığı o meşhur bayram ziyareti gibi.
Tribün açısından da tablo tanıdık. Kasımpaşa taraftarı zaten kalabalıkla değil sadakatle övünen tayfadan. Az ama öz, sesi çok çıkan, semtin bakkalıyla selamlaşarak stada giren kitle. Deplasman tribünü ise muhtemelen davulunu, bayrağını, 1947'ye selam çakan pankartını çoktan hazırlamıştır. Kupa maçında deplasmana gitmek, bayramda el öpmeye gidip harçlığı kapmak gibidir, yolu zahmetlidir ama dönüşü hikayedir.
Sonuçta 29 Ekim Perşembe günü ekran başına geçen herkes aynı şeyi yaşayacak. Bir yanda bayram coşkusu, bir yanda kupa merakı, ikisi birleşip garip bir futbol şöleni. Kasımpaşa turu geçerse kimse şaşırmaz, Çorluspor 1947 sürpriz yaparsa ülke iki gün onu konuşur. Türk futbolunun güzelliği de burada zaten, her 29 Ekim'de resmi geçit olur ama kupada geçit törenini kimin yapacağı hiçbir zaman önceden belli olmaz.
