Arkadaşlar, bakın şimdi olaya şöyle bir kahve sohbeti gözüyle bakalım. Bize bir başlık gelmiş: 'İsmail Kartal'ın İtaliano karşısında iflası' diye. Yanında da 'Spor yazarları derbi için ne dedi?' yazıyor. Tamam, anladık; hoca belli ki bir maçta çuvallamış, rakip İtalyan bir taktikçi ya da öyle bir felsefeyle oynamış, ve bizim kalemşörler de hemen klavyelerinin başına geçmiş, çaylarını yudumlaya yudumlaya hocayı masaya yatırıyorlar. Klasiğimiz yani. İsmail Hoca'nın koltuğu sallanıyor, derbi mağlubiyeti var, falan filan... Tüm senaryo kafamızda döndü, değil mi? Ama gelin görün ki, sevgili dostlar, bize gönderilen haberin içeriği yok! Sıfır! Bomboş bir sayfa! Benim şimdi bu 'iflas'ın detaylarına, o İtalyan'ın ne numaralar çektiğine, maçın skoruna, hatta hangi spor yazarının İsmail Hoca'yı nasıl yerden yere vurduğuna dair tek bir kelime bile yazma şansım yok. Resmen filmin en heyecanlı yerinde elektrikler kesilmiş gibi kaldık! Hani benim o bilindik alaycı, esprili yorumlarım nerede şimdi? Taktik tahtasına kalem sallıyorum ama boşluğa çarpıyor resmen. Oysa ki ne destanlar yazardım şimdi size, Kartal'ın hangi hamlesinin gol olduğunu, hangi oyuncunun tribünlere oynadığını, Montella mıydı Italiano muydu kimdi o karşıdaki adamın dehasını... Hepsi hayal oldu.
Anlaşılan o ki, İsmail Kartal'ın 'iflas'ı kadar, bu haberin içeriğinin olmaması da bizim için ayrı bir trajedi oldu. Keşke detayları olsaydı da, ben de o derbi muhabbetini, spor yazarlarının o sivri dillerini size kendi üslubumla anlatabilseydim. Ama ne yapalım, bazen futbol da hayat gibi sürprizlerle dolu, değil mi? Belki de Kartal o gün sahada 'boşluktan gol yeme' taktiğini uygulamıştır, kimbilir! Biz de burada şimdi boşluğa yorum yapıyoruz.