Ya kanka düşünsene, 17 sezon olmuş Şampiyonlar Ligi müziğini grup aşamasında canlı dinlemeyeli. Resmen ergenlikten yetişkinliğe geçmiş Fener'in taraftar kuşağı var o tarihten beri! Şimdi bu kritik Lyon deplasmanına gidiyoruz, ilk maç 1-1 bitmiş. Yani öyle 'oh be rahatız' durumu da yok, tam bir gerilim filmi senaryosu. Bir yandan Şampiyonlar Ligi hayali, bir yandan da 'acaba yine mi son dakika golü yeriz?' korkusu... İşte öyle bir atmosferdeyiz.
Eee, bizim İsmail Hoca da çıkmış basın toplantısına, bildiğimiz 'maç zor olacak' klasiklerinden sallamış. Demiş ki 'İki takım da kazarak Şampiyonlar Ligi'ne gitmek istiyor.' Yemin ediyorum ben de sandım Lyon buraya piknik yapmaya, Eyfel Kulesi'ni gezmeye geldi. Tabii ki kazanmak isteyecekler hocam, bedava bilet mi veriyorlar Şampiyonlar Ligi'ne? Bir de eklemiş, 'Yarınki 90 dakika, belki de 120 dakika kolay olmayacak.' Allah Allah, cidden mi? Ben de sanıyordum rakip sahaya gidip iki pas yapıp döneceğiz. Maç dediğin zaten kolay mı olur abi? O zaman adı 'Şampiyonlar Ligi Çerez Maçı' olurdu.
Bir de tutturmuş 'Son zamanlarda Fenerbahçe'nin Avrupa'da bir yükselişi var, biz de bunu Şampiyonlar Ligi'ne taşımak istiyoruz.' Yükseliş mi? Nereye kadar yükselmişiz bakalım, Everest'e mi tırmandık? UEFA Konferans Ligi'nden, Avrupa Ligi'ne oradan da Şampiyonlar Ligi'ne mi teleport olacağız? Hayırdır, uzay mekiği mi fırlatıyoruz? Vallahi helal olsun o zaman, inşallah diyelim. Ama o '90 dakika, belki de 120 dakika kolay olmayacak' kısmı var ya, işte o kısım bizim tansiyonumuzu fena yükseltiyor İsmail Hocam. Hadi bakalım, 17 yıllık hasret biter mi, yoksa yeni bir 17 yıla mı yelken açarız, hep beraber göreceğiz!