Ah be sevgili futbolseverler, ne demiştik hep? Transfer dönemleri, hayallerin en coştuğu, gerçeklerin ise en çok ayak bağı olduğu dönemlerdir. Geçtiğimiz günlerde Galatasaray camiası, orta saha için öyle bir ismin peşine düştü ki, 'Acaba rüya mı görüyoruz?' diye bir an düşündük: Bruno Fernandes! Hani şu Manchester United'ın Portekizli kaptanı, maçın tadı tuzu, gollerin mimarı... İddialara göre sarı-kırmızılılar, bu yıldız isme tam 21 milyon euro maaş, United'a da 35 milyon euro bonservis artı bonuslar önerecekti. Vay be, biz de dedik ki, 'Helal olsun Cimbom'a, ligin dengelerini altüst etmeye geliyorlar!' Sanki Bruno Fernandes her sabah kalkıp 'Bugün hangi Süper Lig takımına transfer olsam?' diye düşünüyor gibiydi...
Ama gel gör ki, bizim bu 'rüya takımı' kurma hevesimiz, yine gerçeklerin soğuk duvarına tosladı. Fabrizio Romano, yani bildiğimiz adıyla 'Gerçeklerin Sesi', 'Here we go' demedi ama 'No we go' dedi resmen! Adam çıktı dedi ki, 'Arkadaşlar, aylar öncesinden belliydi. Manchester United, Bruno Fernandes'i elinden kaçırmaya niyetli değil. Hatta Mayıs ayında yeni sözleşme teklifini bile yaptılar.' Yani biz burada 21 milyon euro maaş, 35 milyon euro bonservis falan konuşurken, Fernandes abimiz çoktan United'la sözleşme masasına oturmuş, maaş, kontrat süresi ve hatta 65 milyon euroluk serbest kalma maddesi üzerine pazarlık yapıyormuş. Bizim kulüplerimizdeki transfer komiteleri de sağ olsun, herhalde Romano'nun bildiği şeyleri sonradan duyuyorlar...
Neticede işin özeti şu: Bruno Fernandes'in Galatasaray'a gelmek gibi bir 'planı' yokmuş. Manchester United'ın da, ligin ortasında takımı için bu kadar kritik bir oyuncuyu satmak gibi bir 'planı' yokmuş. E tabii canım, adam niye Şampiyonlar Ligi'nde oynamak yerine, Süper Lig'in o 'sımsıcak' ortamında ter döksün ki, değil mi? Zaten en son kontratını da 2024'te uzatmış dediler, bir de üstüne uzatma opsiyonu falan... Yani anlayacağınız, bu transfer hikayesi, başlamadan bitti arkadaşlar. Yine bir 'olmadı' hikayesi daha ekledik arşivimize. Olsun, canımız sağ olsun, biz de başka 'gelmeyen yıldız' masallarına kulak kabartırız artık!