Vay arkadaş, dün baktım, Man City'nin kalesinde görmeye alıştığımız Ederson, bir anda sarı-lacivertli formayı giymiş, 'şampiyonluk' diye nara atıyor. Yok yok, rüya değilmiş! Manchester City'den kalkıp Fenerbahçe'ye gelmek... Vallahi ne diyelim, 'yeni bir meydan okuma' derler ya, Ederson da bu lafı es geçmemiş. 3+1 yıllık imzayı atmış, hemen de klasiği patlatmış: 'Kulübümüzü şampiyonluğa taşıyacağız!' Sanki City'de şampiyonluk nedir bilmeyen bir yerden gelmiş gibi, heyecan dorukta. Hayırdır Ederson, geçen hafta Premier Lig kupasını kaldırdığını unutmuşsun herhalde? O kupalı hayata veda edip Süper Lig'in o 'tatlı' rekabetine gelmek... Hakikaten, meydan okuma budur!
Tabii, görüşmeler 'inanılmazmış', sunulan 'proje' de bayağı 'etkileyiciymiş'. Ne projesiydi acaba bu kadar etkileyici olan? Umarım kağıt üzerinde durduğu kadar sahadan da göz alıcıdır. Bir de 'çok önemli oyuncular ve uzun zamandır tanıdığım arkadaşlarım var' demiş. Vallahi merak ettim şimdi, kimleri kastediyor? Belki de Tadic'le mi milli takımdan ahbaplıkları var, ya da Livakovic'le de kaleci dayanışması kurar artık. Şampiyonluklar kazanıp takıma katkı sağlayacakmış, taraftar desteğine karşılık verecekmiş... E bekleriz tabii. Yıllardır bu lafları dinliyoruz, her transferde ezbere biliyoruz bu cümleleri. Ama kabul edelim, bu sefer kale sağlam, bakalım öndekiler ne yapacak?
Kulüp direktörü Devin Özek de coşmuş, 'dünyanın en iyi 5 kalecisinden biri' demiş Ederson için. E tabii, kendi getirdiğin adama kötü mü diyeceksin? Ederson'u bu ligde görmek, ister istemez bir 'acaba mı?' sorusu yaratıyor. Hani o meşhur 'kaleci şampiyon yapmaz' lafı var ya, işte bu sezon Fenerbahçe taraftarı o lafın testini yapacak gibi duruyor. Hadi bakalım, hoş geldin Ederson, umarız sözlerin boş çıkmaz da sonunda hepimiz 'çok mutluyuz' deriz.