Bizim 'Tosun Paşa' Cenk, nam-ı diğer golcülerin efendisi, baktık ki hop, Fatih Karagümrük formasıyla karşımızda. Fenerbahçe macerası pek 'macera' tadında bitince, bu sefer rotayı Trendyol 1. Lig'e kırmış. Karagümrük'e geldi gelmesine de, gönül gözü hala başka yerlerdeymiş abicim. Meğerse Fatih Karagümrük, Cenk'in gönül otelinde sadece bir kısa dönem konaklama yeriymiş, asıl evi Beşiktaş'mış!
TRT Spor mikrofonlarına 'Beşiktaş benim evim, mabedim' diye döktürmüş. Sanki Karagümrük'e yeni gelmiş de, eşyalarını yerleştirmeye çalışırken eski evinin anahtarını elinden düşürmüş gibi. 'Çocukluğum Beşiktaş'la geçti, maçlarıyla büyüdüm' demiş. Anladık Cenk, anladık. Sanki biz o zamanlar çayırda top koşturmuyorduk, değil mi? Senin babanla deplasmanlara gitme hikayen de, o dönem 5-6 saat yol çeken her Beşiktaşlı babanın ve oğlunun klasik hikayesi zaten. Ama en bombası ne biliyor musunuz? 'Sadece pozitif anılar biriktirdim orada' demiş. Cenk'çim, hiç mi kötü pasın olmadı, hiç mi ofsaytta kalmadın? Yoksa hafıza kartın sadece 'goller ve alkışlar' kısmını mı kaydetmiş? Bizim bile halı saha maçlarından 'negatif' anılarımız var be!
Neyse, Beşiktaş ve Milli Takım hedeflerine ulaşmış. Helal olsun. Ama şimdi işler biraz değişti tabii. Yeni hedef, Fatih Karagümrük'ü tekrar Süper Lig'e çıkarmakmış. Bak Cenk'çim, güzel hedefler bunlar. Ama 'Beşiktaş benim evim' dedikten sonra, Karagümrük taraftarı da sana 'Evine hoş geldin ama bir zahmet bizim evi de bi' tadilat et' demez mi şimdi? 35 yaşındaki 'deneyimli golcü'müz, hadi bakalım. Bu sefer hem evin yolunu şaşırma, hem de Karagümrük'ü yolda bırakma. Evin barkın sağlam olsun da, hangi takımın kapısını çalarsan çal, bize fark etmez!