Gel gelelim Galatasaray'ın Rennes ile oynadığı o bildiğimiz, "yeni sezon hazırlığı" denen ama aslında "ben seni yenerim, sen beni yenersin, önemli olan ter atmak" modundaki hazırlık maçına... Sahada Abdülkerim Bardakcı kaptan olarak boy gösterirken, 74. dakikada yerini Kazımcan'a bıraktı. E, klasik Türk filmi sahnesi gibi, kaptanlık pazubandı elden ele dolaşacak. Derken, o meşhur pazubandımız Victor Osimhen'e sunuldu. Tamam, yıldız oyuncusun, gol makinesisin de, bu pazubant neyin nesi? Herhalde Osimhen de "Aman Tanrım, bu da ne?" diye düşünmüş olacak ki, o minik kumaş parçasını koluna takma zahmetine girmedi!
Osimhen'in o anki ruh halini düşünsenize: "Ben golcüyüm, pazubantla mı uğraşacağım şimdi? Benim işim topu ağlara yollamak, sorumluluk almak değil!" der gibi, kaptanlık pazubandını apar topar, sanki elinde sıcak patates varmış gibi Yunus Akgün'e doğru uzattı. Zavallı Yunus da bir şaşırdı, bir afalladı! "Abi, sen taksana ya, sen yıldızsın, sen kaptansın!" diye geri vermeye çalıştı. Ama yok, Osimhen'in kararı kesindi: "Benimle değil koçum, bu senin görevin artık!" dercesine diretti. En sonunda ne oldu dersiniz? Yunus Akgün, istemeye istemeye, sanki evlilik teklifi almış gibi o pazubandı koluna takmak zorunda kaldı. Artık maçı mı düşünsün, kaptanlığı mı düşünsün?
Şimdi burası daha komik: Meğerse bizim Okan Buruk hocamız, yeni sezon planlamasında Victor Osimhen'i kaptanlar arasında görmek istiyormuş. İşte kaderin cilvesi! Hoca bir plan yapar, futbolcu kendi bildiğini okur. "Kaptanlık mı? O işler beni bozar, ben sadece gol atmak isterim!" demiş gibi oldu Osimhen. Belki de kendi kaptanlık modelini yaratıyordur, kim bilir? "Ben kaptan olmam ama gollerimle takımı taşırım!" gibi bir manifesto... Yani demem o ki, bu sezon Galatasaray'da kaptanlık pazubandı maceraları daha çok konuşulacak gibi. Belki bir sonraki hazırlık maçında kura çekerler, kim takacak diye!