Hacı abi, dur sana komik bir şey anlatayım. Şu bizim Galatasaray, Barış Alper Yılmaz için 'Bizim çocuk, kimse almaz, mis gibi bizde kalır' diye yeni sezon planlamasını yapmış, oh mis gibi takıma yazmış falan. Sonra ne oldu biliyor musun? 'Olmaz' denilen oldu, sanki pazar gecesi maç özeti gibi bir ters köşe geldi! İngiltere'den birkaç kulüp, üstüne bir de Monako 'Barış'la ilgileniyoruz' diye kulübün kapısına değil de, telefonla 'Merhaba, nasılsınız?' demişler.
Şimdi kulüp şaşkın tabii. Hani Barış'ı satmayı düşünmezken, 'Aa, bu çocuğa da talip mi varmış?' moduna girmişler. Hemen de artistlik yapmışlar, 'En az 30 milyon euro' diye. Daha adamlar 'sözlü olarak ilgileniyoruz' diyor, sen direkt '30 milyon euroyu masaya koy' diyorsun. Pazarcı esnafı gibi vallahi, tezgaha daha yeni çıkmış elmayı direkt en pahalı fiyattan satmaya çalışıyorlar. İyi de abicim, sözlü beyanla 30 milyon euro uçmaz herhalde, biraz sakin olun.
Neyse, diyelim ki Barış 'Ben Avrupa'ya gidiyom!' dedi, Galatasaray da hemen B planına geçmiş: Rafael Leao. Sen kalk Milan'a '5 milyon euroya kiralayalım, sonra duruma bakarız opsiyonlu' diye teklif yap. Milan da 'Hahahaha! Ne 5 milyonu? Zorunlu 40 milyon euro ödersiniz!' diye tokat gibi cevabı yapıştırmış. Yani sen Leao'yu kapının önüne park etmiş bir Tofaş gibi görüyorsun, adamlar Maserati fiyatı çekiyor. Aradaki farkla başka takım kurarsın be abicim, neyse biz kahvemizi içelim en iyisi.