Ah be Beşiktaş, yine bir büyük balık peşindesin, anlıyorum. Hani derler ya, 'Umut fakirin ekmeği'. Serdal Adalı başkan çıkmış, diyor ki, 'Salah'la görüştük, hatta bizzat gelip kendisi onay verdi.' Düşünsene, Salah gibi bir dünya yıldızıyla oturup çay içmişler, topu topu ne kadar komisyon alacaktın diye konuşmuşlar, Salah da 'Tamamdır reis, gelirim!' diye el sıkışmış. Güzel rüya değil mi?
Ama işte tam o 'tamamdır reis' dediği anda, sahneye bizim kurnaz menajer amcalar giriyor. Haberi bir duyuyorlar, 'Aaa, transfer bitmiş mi? O zaman benim payımı da üç beş katına çıkaralım!' diyorlar. Serdal Adalı da isyan etmiş haklı olarak: 'Bizim Salah'la görüştüğümüz ne varsa, menajer beyimiz yüzde 35 komisyon isteyince yerle bir oldu.' Yüzde 35 ne demek ya? Sanki Salah'ı uzaydan getiriyor, sıfırdan keşfetmiş gibi. O ne öyle, adamın bonservisine ortak mı oluyorsun, yoksa futbolcunun gölgesi misin arkadaş?
Başkan da demiş ki, 'Böyle bir yüzdeyi kabul etmek mümkün değil, hatta Salah'ın da bu durumlardan haberi olduğunu sanmıyorum.' Vallahi Adalı başkanım, senin o güzel kalbin inanmak istiyor da, Salah gibi kariyerli bir adamın kendi menajerinin ne işler çevirdiğinden haberi olmaması biraz... ne bileyim, fazla naif bir düşünce değil mi? Sanki çocuk kandırıyorlar. Neyse, Salah rüyası şimdilik menajerin cep defterinde 'çatır çatır kar' olarak kalacak gibi. Beşiktaş'a da 'görmemişin Salah'ı olmuş, almış yüzde 35 komisyonu' demek düşüyor.