Arkadaşlar, hatırlıyor musunuz, daha dün gibiydi. Şubat ayında Galatasaray'ımız Portekiz'in Casa Pia takımından 6.5 milyon Euro bonservis ödeyerek bir genç yeteneği, Renato Nhaga'yı kadrosuna katmıştı. Hani o günlerde 'geleceğin yıldızı, müthiş yatırım' falan diye haberler çıkıyordu. Biz de dedik ki, 'Vay be, yine doğru adımlar!' Meğerse bu 'yatırım' biraz hızlı geri dönüşüme uğrayacakmış, kim bilebilirdi ki?
Aradan topu topu 5 ay geçmiş, çocuk daha İstanbul'un trafik kurallarını öğrenememiştir belki, ama ne görelim? Portekiz'den, hem de Alverca diye başka bir takımdan sürpriz bir 'Gel geri!' teklifi gelmiş. Record gazetesi de durur mu, yapıştırmış haberi: 'En olası senaryo kiralık gitmesi!' Yani resmen, 'gel bi' çay iç, nasılsın, ha bu arada yolun açık olsun' tadında bir veda havası var ortada. Sanki 6.5 milyon Euro'luk transfer değil de, bedava deneme sürümüymüş gibi.
Düşünün, 2030 yılına kadar sözleşmesi olan bir oyuncu, 5 ayda 5 maça çıkıp 2 gol atmış. Fena istatistikler değil hani, ama belli ki bizimkiler için yeterli olmamış. Şimdi de kiralık yollarını gözlemişler. Anlaşılan o ki, Renato Bey'in Galatasaray kariyeri, 'Merhaba, ben geldim. Aa, bak otobüsüm varmış, ben gidiyorum!' kısalığında olacak. Hani derler ya, 'kısmetse olurdu'. Demek ki Renato'nun kısmeti Galatasaray'da değil, Portekiz'in başka bir köşesindeymiş.