Fenerbahçe'nin İspanyol prensi Marco Asensio, Avusturya yaylalarından seslendi, kulak verdik tabi. Diyor ki “Şampiyon olacağız, takımda hava çok iyi!” E abi, sezon başı kampındayız zaten, ne diyecektin “Takımda herkes birbirine giriyor, hoca bize top toplatıyor” mu diyecektin? Yoksa “Ben aslında tatile geldim, sezonu da eylülde açarım” mı? Normal bunlar, klasik kamp muhabbetleri. İsmail Kartal'ın hücum felsefesine de bayılmış bizim Marco, “Çok ilgi çekici, tam bize göre” falan diyor. Valla kâğıt üstünde hepsi öyle duruyor da, bir de sahada görelim aslanım, tribünden izlemekle olmuyor bu işler.
Bu arada, kendisi gelecek sezon 10 numarayı giyecekmiş, “Benim en sevdiğim numaram” dedi. E tabii, boş durunca hemen kapmışsın numaranı, biz de yedik. Sanki daha önce genç takımlarda giymemiş gibi bir de dramatize etmiş. Hayda! Gelelim esas mevzuya: Şampiyonlar Ligi mesaisi! Asensio diyor ki, “Ben kariyerimde Temmuz ortasında başlayıp bu kadar önemli maçlar oynayacağım bir sezon yaşamadım.” İşte burada durdum! Real Madrid’den gelmiş adama bak, hayatında ilk defa erkenden eleme maçlarına çıktığını söylüyor. Sanki yıllardır sadece Final-Four oynuyordu. Hoş geldin Anadolu’ya Marco’cum, bizde işler böyle yürüyor, havanın 40 derece olduğu yerlerde ter döküp elemeleri geçmezsen Avrupa yüzü göremezsin, haberin olsun.
Şampiyonlar Ligi hedefi falan filan, klasik “adım adım, maç maç” geyikleri... Ama olsun, en azından hedef belli. Bir de bizim çiçeği burnunda Real Madrid’limiz Arda Güler hakkında yorum yapmış. “Büyük yetenek, çalışkan olursa başarılı olur” demiş. Allah Allah, sanki biz bilmiyorduk! Teşekkürler Marco, aydınlattığın için. Ne diyelim, inşallah Fenerbahçe de senin bu “ilkler”le dolu kariyerine bir de Şampiyonlar Ligi grupları ekler de, sen de bu “erken kalkma” durumunun faydalarını görmüş olursun. Yoksa bu erken kampa gelmeler, ter dökmeler boşa gider maazallah.