Top başına sevgili futbolseverler, pardon, kahvehane müdavimleri! 2026 Dünya Kupası çeyrek finalinde öyle bir eşleşme var ki, 'kaleci mi daha iyi, forvet mi daha kötü' tartışmasını bir kenara bırakıp 'kaleci mi daha sağlam, forvet mi daha çok acemi' sorusuna kafa yoracağız: İspanya ile Belçika kapışıyor! Los Angeles Stadı'nda, Michael Oliver düdüğünü çalacak. Aman dikkat, İngiliz hakemler maçın tansiyonunu ne kadar kaldırır bilemeyiz ama TRT 1 ekranları 10 Temmuz Cuma günü saat 22.00'de bu şenliği canlı yayınlayacak. Şifre falan yok, bildiğin beleş futbol ziyafeti!
Önce 'kalede örümcek ağına bile geçit vermeyen' İspanya'ya bir el atalım. Bu takım ne yaptı da çeyrek finale geldi derseniz, kısaca 'gol yemedi' diyebiliriz. Yeşil Burun Adaları'yla 0-0 berabere kalıp 'acaba bunlar futbolu bıraktı mı?' dedirtmeleriyle başladılar. Sonra Suudi Arabistan'ı 4-0, Uruguay'ı 1-0 yenip, Avusturya'yı da 3-0'la geçtiler. Son 16'da Portekiz'e karşı 90+1'de attıkları golle "biz sadece savunma yapmıyoruz, arada gol de atıyoruz" mesajını verdiler. Resmen kalelerini değil, kasalarını kilitlediler, anahtarı da yuttular. Turnuvanın tek gol yemeyen takımı olmak da ne bileyim, bir noktadan sonra sıkıcı olmaya başladı sanki!
Gelelim 'uykudan uyanan dev' Belçika'ya... Bunlar da turnuvaya 'gol atmak neydi ki?' modunda başladılar. Mısır'dan kendi kalesine gol yemeseler, ilk iki maçta gol sevinci yaşayamayacaklardı düşünsenize! Mısır'la 1-1, İran'la 0-0 bitirip 'biz bu grubu nasıl lider bitirdik' diye düşündürttüler. Sonra Yeni Zelanda'ya bir anda 5 tane sallayıp "aaa, biz gol de atabiliyormuşuz" dediler. Asıl film Senegal karşısında başladı; 2-0 geriden gelip uzatmada penaltıyla 3-2 kazandılar. Sonra da ev sahibi ABD'yi 4-1 mağlup ederek 'biz galiba forveti bulduk' dedirttiler. İlk iki maçta topu kaleye bile sokamayan Rudi Garcia'nın öğrencileri, son üç maçta 12 gol atmış. Resmen açılış ve kapanışları birbirinden farklı iki ayrı takım izliyoruz!
Şimdi bu iki zıt kutup bir araya gelince ne olacak? İspanya'nın o meşhur 'bana gol atamazsın' duvarı mı yıkılacak, yoksa Belçika'nın yeni keşfettiği gol sevinci mi kursağında kalacak? Benim tahminim, Michael Oliver'ın bol bol düdük çalacağı, bol bol da 'Hocam ne çaldın Allah aşkına?' nidalarının yükseleceği, nefesleri kesecek bir mücadele bizi bekliyor. Sakın kaçırmayın diyorum, yoksa sonra 'N'oldu abi maçta?' diye sormayın, anlatmaya halim kalmaz!