Şimdi efendim, aylardır 'ne olacak, ne bitecek' diye beklediğimiz, sanki futbol tarihinin en karmaşık bulmacasıymış gibi sunulan o büyük 'İsrail kararı' nihayet belli olmuş! Şaşırdık mı? Allah aşkına, kim şaşırdı? FIFA ve UEFA gibi iki dev kuruluş, malum konularda her zamanki gibi 'üç maymunu oynama' geleneğini bozmamış. Meğersem İsrail Dünya Kupası'na katılsa da, organizasyonlardan men edilmeyecekmiş. Vay canına, kim derdi ki! Sanki bu kurumlar, sahada çirkeflik yapan futbolcuyu direk kırmızı kartla oyundan atıyor da, bu konuda farklı davranacaklardı...
Bu 'büyük' haber, Guardian denen güzide gazetecilik kurumunun iddialarına göre ortaya saçılmış. Hani öyle büyük bir gizemdi ki sanki, şimdiye kadar dünya siyasetinin kalbinden çıkan en saklı sır buymuş gibi. Neymiş, İsrail takımları organizasyonlardan men edilmeyecekmiş. Ee, ne bekliyorduk ki? 'Sportif değerler, barış, kardeşlik' nutukları atan abilerimiz ablalarımız, iş gerçek kararlar vermeye gelince nedense hep aynı yöne doğru eğiliyorlar. Şaşıranı ben de şaşırayım, vallahi!
Tabii bu duruma herkes 'Harika karar, alkışşş!' demiyor. Mesela İspanya, eğer İsrail Dünya Kupası'na katılırsa 'Ben yokum aga!' moduna girip çekilmeyi planlıyormuş. Helal olsun İspanya'ya, en azından bir duruş sergiliyorlar diyelim. Öbür yandan bizim UEFA, daha önce tepkisizliği yüzünden epey eleştiri yemişti. Sonra da ne yaptı? 'Çocukları ve sivilleri öldürmeyi durdurun' diye bir pankart açtırdı. Ama isim zikretmeden! Sanki böylece 'Bakın, biz görevimizi yaptık' diyeceklerdi. Ama tabii ki daha çok eleştiri aldılar. E haklı olarak, sanki çocukları ve sivilleri öldüren robotlar ya da uzaylılar var da, isimlerini söylemeye gerek yok!
Yani anlayacağın, futbol dünyası yine bildiğimiz gibi. Top yuvarlak, ama onu yönetenlerin kafalarındaki bazı şeyler maalesef pek de yuvarlak değil. Seyirci olarak biz de izlemeye, yorum yapmaya ve bol bol kahve içmeye devam edeceğiz. Başka ne yapabiliriz ki?