Şimdi efendim, bizim Cim Bom Şampiyonlar Ligi'ne gidecek ya, kadroyu da şöyle bir yıldızlarla donatalım, ortasahayı da sağlam tutalım dedi. E haklılar, boş kaleyi kaçıran adamla Şampiyonlar Ligi oynanmaz! Akıllarına kim gelmiş? Manchester United'ın o beynini sahaya atan kaptanı, Portekizli maestro Bruno Fernandes! Dediler ki 'Tamamdır, bu iş oldu, ortasaha kilitlendi.' Ama o 'oldu' dedikleri iş, Bruno'nun masaya koyduğu bir fatura ile öyle bir 'olmadı'ya döndü ki...
Meğer bizim Bruno efendi, Galatasaray'dan yıllık tamı tamına 21 milyon euro istemiş! Yıllık diyorum bak, ayda değil, bonservisine yakın bir rakam! Şimdi Manchester United'ın istediği 35 milyon euro bonservis bedeline Sarı-Kırmızılılar 'Tamamdır, bir şekilde bakarız' diyebilmiş de, bu 21 milyon euro maaşı duyunca herkesin gözleri yuvalarından fırlamış, akılları allak bullak olmuş. Dursun Başkan'ın önündeki kahve fincanı masayla beraber fırlamıştır herhalde bu rakamı duyunca. "Ya bu ne, maaş mı yoksa futbolcuyla beraber Manchester United'ın hissesini de mi alıyoruz?" diye içinden geçirmiştir kesin.
Şu an Sarı-Kırmızılılar resmen 'Biz bu adama bu parayı nasıl öderiz?' diye kara kara düşünüyor, bir yandan da 'Aman bu olmazsa yedeği kim olur?' diye alternatif isimlere bakınıyorlar. Hatta öyle ki, Victor Osimhen'in maaş formülü akıllarına gelmiş: Maaşın bir kısmını kulüp öderken, bir kısmını da sponsorlar karşılayacakmış. Yani anlayacağın, Bruno Fernandes gelirse, sırf futbol oynamakla kalmayacak, bir de yürüyen bir reklam panosu gibi gezecek ortalıkta. Hadi bakalım, top şimdi Dursun Başkan'ın ayağında. Pas mı verecek, şut mu çekecek, yoksa taca mı atacak, hep beraber göreceğiz. Ama 21 milyon euro nedir ya, sanki banka soymuş da gelmiş mübarek! Dursun Başkan'ın bu transfer için kararını merakla bekliyoruz, umarız kasa anahtarı da yanında hazır bulunur.