Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı, kulübün divan kurulu toplantısında öyle bir konuştu ki, sanırsın Hollywood yıldızları Oscar konuşması yapıyor. Efendim, “1.5 yıl hazırlık yaptık, şimdi meyvelerini yiyoruz” tadında bir girişle başladı, koca kulübün yeniden doğuşunu müjdeledi. Yeni futbol yapılanması, Önder Özen futbol direktörü, Vincenzo Italiano teknik direktör... Sanki yepyeni bir dünya kurmuşlar. Başkan diyor ki, “Bu ikilinin yakaladığı pozitif havayı transferlerle sürdüreceğiz, gelecek sezon mutluluktan uçacaksınız!” Aman ne güzel, inşallah diyelim, zira bizim bu 'pozitif hava' maceralarımız genelde kışın ayazında sona eriyor. Basketbol takımını EuroLeague’e taşıdıklarını da unutmamış, ne de olsa başarı deyince akla sadece futbol gelmiyor, dimi?
Tabii ki sadece top yuvarlamakla olmuyor, kasayı da düşünmek lazım. Başkan Adalı, sponsorluklar, oyuncu satışları (şimdilik sattıkları yok ama olsun), gayrimenkul projeleri ve bütçe ayarlamalarıyla Beşiktaş’ın mali durumunu şahlandırmış! Öyle ki, UEFA'yla olan “kısıtlamalı aşkımız” bitmiş, kulüp resmen finansal bağımsızlığını ilan etmiş. Vay be! Kulübün $128 milyonluk borcu $53 milyona düşmüş, bir de üstüne Dikilitaş projesinden gelen paradan çok daha fazlasını ödemişler. Tam da “Helal olsun, nasıl yaptınız?” diyecekken, başkan hemen gardını alıyor: “Sakın ha, yöneticiler şahsi alacaklarını aldı demeyin, buna kimsenin hakkı yok!” Yok canım, daha yeni başlamıştık hayal kurmaya, o kadar da değil!
Ve geldik zurnanın zırt dediği yere, yani transferlere! Başkan Adalı kürsüde coşmuş, “Elimizde öyle değerli oyuncular var ki, istediğimiz zaman para kazanabiliriz” diyor. Orkun, Agbadou, Murillo, Oh, Djalo, Cerny, Ndidi... Teklifler de varmış, hem de bolca! Herkes “Eyvah, hangisini satıyoruz?” diye beklerken, Başkan Adalı öyle bir ters köşe yaptı ki, stadı doldursan yıkılırdı alkıştan: “Ama bizim oyuncularımızı satmak gibi bir planımız yok!” Meğerse neden satmıyorlarmış biliyor musunuz? Çünkü bu saydığı futbolcular, “futbol hayatının sonuna gelmiş, üstüne para verilip gönderilecek” cinsten değillermiş! Başkan resmen “biz hâlâ geçmiş dönemlerden kalan ‘kıyak emeklilik’ sözleşmelerinin maaşlarını, fesih bedellerini ödemeye çalışıyoruz” diyerek, ince bir ayar veriyor. Yani diyor ki, “Bunlar işe yarıyor, satıp da başımızı belaya sokmayalım, zaten eskilerin yükü bize yeter!” Haklı başkan, kim uğraşacak şimdi yeni “kıyak emeklilerle”!