Yahu bu Almanlar ne yaptı biliyor musunuz? Hani şu 'Disiplinli, planlı, programlı' diye bildiğimiz Almanya... 2026 Dünya Kupası'nda grubunu lider bitirmişler, oh ne güzel, son 32'ye kalmışlar falan... Derken bir Paraguay maçı, bir penaltılar, hooooop! 'Açın kapıyı biz geldik' dercesine daha turnuvanın başında evlerinin yolunu tutmuşlar. Yani şimdi kimse Nagelsmann'ın koltuğuna beton dökmeyi düşünmezdi herhalde, değil mi? Beklenen oldu, genç teknik adamla yolları ayırdılar. Tabii bu kadar erken veda edilince kimse 'Şampiyonluk adayı Almanya' diye gezinemezdi ortalıkta. Hadi canım sen de!
Ama Alman Futbol Federasyonu da boş durur mu hiç? Daha Nagelsmann'ın bavulunu toplamasına fırsat kalmadan, çat diye Jürgen Klopp'u açıklamışlar. Sanki Klopp bu anı bekliyormuş gibi, Red Bull'daki rahat koltuğunu hemen bırakıp 'Ben varım!' diye atlamış. Eh, haksız da sayılmaz, milli takımda hoca olmak bambaşka bir şey. Demek ki içten içe hep bu görevi istiyormuş ama kim bilir, belki de o Red Bull'un enerji içeceği reklamları biraz fazla gelmiştir, 'Dur ben biraz da futbolla uğraşayım' demiştir kendi kendine.
Klopp'un kariyeri de malum; Mainz'da başladı, Borussia Dortmund'u şaha kaldırdı, sonra gitti Liverpool'da destan yazdı. Yani öyle eli boş bir isim değil. Şimdi kendi evine dönüyor, Almanya Milli Takımı'nın başına geçiyor. Bakalım bu 'Normal One' etiketiyle gelen adam, Nagelsmann'ın bırakmak zorunda kaldığı enkazı nasıl toparlayacak? Zor iş, kolay değil. Ama eğer o enerjisi ve o kahkahasıyla takımı da güldürüp oynatırsa, Paraguay faciasını unutturur, bize de keyifle maç izlemek düşer. Hadi bakalım, Almanya'ya yeni bir 'kurtarıcı' geldi, umarız sahada da kurtarır!