Hani o meşhur kahve sohbetlerinde 'Kulübün parası nereye gitti abi?' diye başlayan fısıltılar vardır ya, işte Beşiktaş da tam o mevzuyu aydınlatmak için sahaya çıktı. Dedikodulara göre Dikilitaş Projesi'nden gelecek koca bir avans, hooop yöneticilerin ceplerine akmış gitmiş! Vay anasını sayın seyirciler, tam bir aksiyon filmi konusu. Ama Siyah Beyazlılar hemen düdüğü çaldı, 'Yok öyle yağma!' dedi. Durumu netleştirmek için bir bildiri yayınlamışlar, meğer işler göründüğü gibi değilmiş. Daha doğrusu, bayağı bir karışıktmış ama sonunda iyiye bağlanmış.
Mesele şu ki, o 'Dikilitaş Projesi'nden gelecek avans' dediğimiz hazine, bizim bürokratik labirentlerimizde kaybolmuş, gelmek bilmiyormuş. Banka faizleri ise 'Gelmezsen gelme, ben büyümeye devam ederim' modunda tavan yapmış. Beşiktaş da baktı ki böyle olmaz, sponsorluklardan gelen yaklaşık 50 milyon Euro'yu (ki bu öyle üç beş kuruş değil ha, ciddi para!) bankalara borç kapatma operasyonuna yönlendirmiş. Yani Dikilitaş'ı bekleyip faiz ödeyeceklerine, 'Alın size para, susun artık!' demişler bankalara. Bu sayede hem faiz yükünden kurtulmuşlar hem de kalan borcu 5 yıl vadeyle yeniden yapılandırıp biraz nefes almışlar.
Şimdi diyeceksiniz ki, 'E iyi de, 50 milyon Euro bankaya gitti de, kulübün günlük çarkı nasıl döndü? Bonservisler, maaşlar falan havada mı kaldı?' İşte olayın en ilginç kısmı burada başlıyor. Yönetim Kurulu üyeleri, 'Kulüp dara düşmesin' diye ceplerinden 'sıfır faizli, karşılıksız' diye tabir edilen meblağları devreye sokmuş. Yani adamlar kendi cüzdanlarını açmış, kulübün o anki acil ihtiyaçlarını karşılamışlar. Düşünsenize, bankalarla anlaşıp büyük parayı oraya yatırıyorsun, bir yandan da kulübün faturasını yöneticiler ödüyor. Tam bir 'Benim ceketim senin ceketinden daha iyi, ama şimdi senin ceketini ben giyeyim, sonra bana geri verirsin' durumu. Neyse ki Dikilitaş parası en sonunda kapıyı çalınca, banka borçları ve diğer ödemeler yapılmış, yöneticilerin o 'geçici destek' dediği minik (!) meblağlar da kendilerine iade edilmiş. Yani kimseye faizle para falan aktarılmamış, sadece kulübü batmaktan kurtarmışlar, sonra da kendi paralarını geri almışlar. Oh be, sonunda anladık!